Efsunlu Gemi Mahmudiye

Mahmudiye inşa edildiği dönemdeki en büyük savaş gemisiydi. Bu özelliğini de yıllarca korudu. Büyüklüğünün yanında kendinden küçük gemilerden bile kıvrak oluşu ve güçlü toplarıyla bir efsaneye dönüşüyordu.


Mahmudiye Kalyonu

Yazıyı bu marş eşliğinde okumanızı öneririm.

Üretim Hikâyesi

1770 yılında Osmanlı Donanması Çeşme'de Ruslar karşısında büyük bir bozguna uğradı. XVIII. yy sonlarına gelindiğinde kayda değer bir güç kaybına uğramıştı. Bu felaketin ardından Osmanlı Donanması uzunca bir dönem toparlanamadı. III. Selim'in tahta çıkışının ardından büyük reformlara başlandı ve donanmaya 55 yeni gemi katıldı. Böylece Osmanlı Donanması Avrupa'nın en güçlü donanmalarından biri hâline geldi. 1827 yılında Osmanlı Mısır filoları Navarin'de İngiliz, Rus ve Fransız donanmaları tarafından yakıldı ve 58 savaş gemisi yandı.

Bunun karşısında II. Mahmud yeni bir donanmanın inşa edilmesini emretti. Navarin faciasının  2 yıl sonra yeni donanmanın sancak gemisi olan Mahmudiye Kalyonu Tersane-i Amire'nin kızaklarından törenle denize indirildi.

Kalyonun Özellikleri

İnşa edildiği dönemin en büyük savaş gemisi Mahmudiye'nin tasarımı tamamen Türk mimar ve mühendislerce yapılmış ve Türk işçiler tarafından 1828 yılında inşa edilmişti. Bitmek üzereyken bu nadide gemiyi gören Müşavir Paşa (Tuğamiral Aldolphus Slade) anılarında:
"Biraz ileride inşası bitmek üzere olan çok güzel bir gemi vardı. Bu geminin mimarı ve mühendisi Türk ustasıydı. Ben olduğum yerde deniz mimarisinin bu güzel, bu muhteşem örneğini seve seve seyreder ve barbar dediğimiz adamlardan birisi tarafından yapılmış olmasına hayret ederken..."
diye bu gemi karşısındaki görüşlerini paylaşıyor.

Mahmudiye ismini dönemin padişahı II.Mahmud'tan alıyor.  Gemi kendinden küçük gemilerden bile daha kıvrak hareket edebiliyordu. 128 topu ve pruvasındaki aslanıyla gücü ve sanatı üzerinde birleştirmişti.

Mahmudiye'nin Minyatürü

Mahmudiye Efsanesi

Mahmudiye, Kaptan Ateş Ahmet Bey'in sevk ve idaresinde katıldığı Kırım Harbi'ndeki destansı marifetleriyle halkın gönlünde taht kurmuş, Gazi sayılmış ve bir efsaneye dönüşmüştür. Öyle ki Anadolu'nun  denizden en uzak kesimlerinde bile Mahmudiye'nin kabartmaları ve tasvirleri görülebilir olmuştur.
Bazı hikayelerde Mahmudiye'den Veli (ermiş) olarak bahsedilmektedir. Halkımız, Mahmudiye'nin ilahi güçler tarafından korunduğuna inanmıştır. 
Sadece Osmanlı halkı ve müttefikler tarafından değil düşman kuvvetleri tarafından da çeşitli efsaneler üretilmiştir. Aniden ortaya çıkışı ve bir türlü vurulamaması nedeniyle hayalet gemi olarak da adlandırılmıştır.

Halk arasında yayılan bir söylentiye göre, Kırım Harbi patlak verdiğinde Haliç'te demirli bulunan Mahmudiye, bir gece geminin subay ve eratı istirahat halindeyken, gaipten gelen bir emirle Mahmudiye'nin hareket ederek Sivastopol Limanı'na girdiğini, şaşkına dönen Rusların Sivastopol'ün işgal edilmesine engel olamadıklarını dile getirilmiştir. Mahmudiye'nin Sivastopol önünde kendiliğinden bir sancağa, bir iskeleye dönerek, her iki bordasındaki toplarıyla limanı ateş altına aldığı rivayet edilmektedir.

Mahmudiye'nin Sonu

Bu muhteşem gemiye büyük bir savaşta aldığı onlarca top mermisinden sonra gururla batmak  daha çok yakışırdı.Ancak ilerde donanmamızın gözbebeklerinden olan Yavuz Zırhlısı'nın başına gelecek olan Mahmudiye'nin de başına geldi.

Mahmudiye'nin zaferle ayrıldığı Kırım Savaşı ne yazık ki Osmanlı ekonomisindeki sonun da başlangıcıydı. Çöken ekonomiden Mahmudiye'ye bir şey kalmıyordu. 1875 yılında gemi emekli edildi. Haliç'e çekildi ve 12 yıl boyunca kışla olarak kullanıldı.

Sultan II. Abdülhamit devrinde daha büyük bir darboğaza düşen hükümet, subaylara maaşlarını ödeyebilmek için kaynak arayışına girince, 1888 yılında Bahriye Nazırı Hasan Paşa'nın emri ile bu görkemli Mahmudiye Kalyonu parçalandı ve satıldı. Mahmudiye halkın gönlünde o kadar özel bir yer tutmuştu ki, geminin sökülen tahtalardan kan damladığı söylentisi yıllarca halk ve askerler arasında konuşulup durdu.

Mahmudiye inşa edildiği dönemdeki en büyük savaş gemisiydi. Bu özelliğini de yıllarca korudu. Büyüklüğünün yanında kendinden küçük gemilerd...

Truva'nın İntikamı

Asya kıtasının uclarında, Ege Denizi'nin kıyısında bir şehir, Truva. Ege'nin diğer kıyısında ise Helen'in çocukları Yunanlar.

Truva Savaşı'nı iyi ya da kötü bildiğinizi düşünüyorum. Asya'nın ucundaki bu şehrin işgal edilmesi ve uğradığı büyük yıkım. Doğrusu bu savaşın gerçekliği bile kesin değildir. Savaş hakkındaki ufak bilgilere Homeros'un İlyada ve Odysseus destanlarında ulaşılabiliyor. Derince araştırırsanız şu an kabul görmese de gayet ilginç teoriler var bu savaş hakkında. Tabi ki komplo teorileri değil.

Truvanın intikamı
Truva Savaşı

Truva'nın Öcü

Truva Savaşı hakkında konuşmayı burada bırakıp Truva'nın ilk intikamına geçelim. 1453 yılında II. Mehmet Konstantinopolis'i fethetti. Rivayete göre fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet "Truva'nın intikamını aldık." demiştir. Asyalıların Avrupalıdan aldığı bu intikam; Truva'ya yapılan haksızlığın düzeltildiğini belirtir.

Bir başka iddiaya göre Kurtuluş Savaşı'nınn sonunda muzaffer komutan Mustafa Kemal Atatürk de bu olaya atıfta bulunarak "Truva'nın intikamını aldık." demiş.

Kendi görüşlerime gelecek olursak bu liderlerden ikisi de sözü söylememiş olabilir; ama sonuçta ortada bir söz var. Doğu ve Batı'nın bu medeniyetler çarpışmasında nice Truvalar olacak nice Truvaların intikamı alınacak. Bugünkü liderlerimiz şu anda Ege Denizi'ndeki kışkırtmalara karşı bu sözü hatırlatsalar bir etkisi olur mu merak ediyorum doğrusu.

İlginizi Çekebilir:
Truva Savaşı Hakkında Bilgi; Nedenleri ve Sonuçları
Truva Savaşı, ‘Sıfırıncı’ Dünya Savaşının Son Muharebesi Olabilir

Asya kıtasının uclarında, Ege Denizi'nin kıyısında bir şehir, Truva. Ege'nin diğer kıyısında ise Helen'in çocukları Yunanlar. ...